Kilo verme sürecinde kalori saymak doğru bir yol mu? Günlük aldığım kaloriyi ne kadar azaltırsam o kadar iyi kilo veririm diye düşünenlerden misiniz? Belki de siz kilo vermek için günlük almanız gereken kaloriyi doğru bir şekilde karşılıyor fakat çevresel psikolojik bir baskı olarak almış olduğunuz kaloriyi aşağıya çekmek istiyor, tek çözümün bu olduğuna inanıyorsunuzdur. Çünkü çevrenizde, sosyal mecralarda, televizyon ekranlarında kilo vermiş insanlar görüyorsunuz ve size “az ye” önerisinde bulunuluyor.
Bu yazımda sizleri bir şehir efsanesinin gerçek yüzüyle tanıştıracağım…
Acaba gerçekten aç kaldığınıza değiyor mu?
Kilo vermem gerek diye düşünen herkes mutlaka fazla kalori ile beslendiğini düşünüp, günlük aldığı kalorileri azaltma eğilimindedir. Teoride doğru planlanmış bir davranıştır. Kilo vermek istiyorsanız mutlaka kalori açığı oluşturmalısınız. Herhangi bir sağlık problemi yoksa ve dengeli bir şekilde beslenildiği düşünüldüğünde günlük almış olduğunuz enerji, harcamış olduğunuz enerjiden fazla olduğunda kilo alır, az olduğunda kilo verir, eşit olduğunda ise olduğunuz kiloyu korursunuz.
- Günlük alınan enerji > Günlük harcanan enerji (KİLO ALMA)
- Günlük alınan enerji = Günlük harcanan enerji (OLDUĞUNUZ KİLOYU KORUMA)
- Günlük alınan enerji < Günlük harcanan enerji (KİLO VERME)
Günlük alınan enerjinin olabildiğince minimuma çekilmesi sanılanın aksine amaçladığımız forma ulaşmamızda bize destek değil daha çok engel oluyor. Her insanın kendine özel günlük alması gereken enerji vardır. Bu fiziksel aktivite ve bazal metabolizma hızının da dahil olduğu bir dizi matematiksel formüllerle ya da bu ölçüm için geliştirilen cihazlarla hesaplanabilir.
(Bazal metabolizma hızı hakkında Diyetsel Sorular 4 yazımda daha kapsamlı bahsetmiştim.) Günlük almanız gereken enerjinin altında bir enerjiyle besleniyorsanız bu size metabolik bir yanıt oluşturacak, iç organlarınız adeta bir fabrikanın işçileri gibi iş gücünü düşürecektir. Metabolizmanız artık günlük aldığınız minimum enerjiye göre faaliyet göstermeye başlayacak yani olması gerekenden yavaş çalışacaktır. Daha sonra vücut bu çalışma hızına alışacak. (Tabii siz bu arada kilo da vereceksiniz.) Artık o eski kilo verme hızı zamanla yavaşlayıp duracak ve işler tersine gitmeye başlayacak, tabiri yerindeyse su bile içseniz yarayacaktır.
İşin sırrı satır aralarında, büyük sırrı satır aralarından çıkarma vakti geldi…
İşte o satırlar.
“Herhangi bir sağlık problemi yoksa ve dengeli bir şeklide beslenildiği düşünüldüğünde…”
Öncelikle dengeli beslenmeye değinmek istiyorum. İlkokul sıralarından bu yana sürekli tanımını “Her bir besinden yeteri kadar tüketmek” olarak duyduğumuz, iştah-ihtiyaç dengesidir. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu makro(karbonhidrat, protein, yağ) ve mikro(vitamin, mineral) besin öğelerinin hesaplamasını kendi başınıza tam anlamıyla yapamadığınız için denge konusunda çuvallanıyor. Kaloriyi kısıtlamak bu denge sağlanmadığı zaman istenen sağlıklı kilo verme tecrübesini yaşatmıyor. Bu nedenle sizin ihtiyacınızı en iyi bilen, bu işin uzmanlarından yani biz diyetisyenlerden destek almanız bu sorunu yaşama olasılığınızı ortadan kaldıracak ve sağlıklı, sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığı kazanmanızda önemli bir adım atmış olacaksınız..
Diyetisyene gidiyorsunuz, bilinçli bir şekilde diyet yapıyor ve beslenme planınıza birebir uyuyor fakat kilo veremiyorsanız değerlendirilmesi gereken bir seçenek daha var. Metabolizmamızı yavaşlatacak, vücudumuzda ödem arttıran, sindirim ve emilim sorunları ve benzeri sorunlar oluşturan akut ya da kronik sağlık problemleri bu teorik hesaplamayı pratikte boşa çıkarabilir. Sağlık kontrollerinizi düzenli olarak yaptırmanızı tavsiye ederim.
Evet, bugün diyet_izmir olarak sizlere doğru bilinen bir yanlışın hayatımızda nasıl bir paradoks oluşturduğunu yazdık. Unutmayın sağlık en kıymetli hazinedir. Attığınız her adımda daha sağlıklı bir hayata, sevdiklerinizle bir arada ulaşmanız dilekleriyle…
Sağlıklı günler dileriz, kendinize iyi bakın, hoşça kalın…
Diyetisyen Enver Burak GÜNDEN
https://www.instagram.com/diyet_izmir/